Saç ve Saçlı Deri Hastalıkları

Saç hastalıkları denince akla ilk gelen saç dökülmeleridir. Saç dökülmesi kadın ve erkeklerde sık karşılaşılan bir sorundur. Dökülmeler sonrasında ortaya çıkan duruma da alopesi (kellik) adı verilir. Saçın normal fiziksel hareketi, yıkama ve fırçalama etkisiyle saç kökü daha da gevşer. Bu sürecin sonunda saç dökülmektedir. Normal bir erişkinde saçlı deride 150.000 saç folliküli bulunmaktadır. Bunların % 10 dan azının telogen evrede olduklarını bilmekteyiz. Bu nedenle her gün 50-150 arası saç telinin dökülmesi normaldir ve herkeste bir ölçüye kadar normal sayılmaktadır. Hastanın genel muayenesi ve saç/saçlı derinin ayrıntılı değerlendirilmesini kapsar. Saçın uzunluğu, rengi, yapısı, vücut kıllarının dağılımı, akne veya hirsutismus gibi virilizasyon bulguları değerlendirilmelidir. Sonrasında saç dökülmesinin yaygınlığı, dökülmenin diffüz mü, lokal mi olduğu, saçlı deride eritem skuam, püstül gibi lezyonları varlığı, dökülmenin skarlı mı skarsız mı olduğuna bakılmalıdır.

Saç Dökülmesi Sebepleri:

  • Demir eksikliği, B12 eksikliği
  • Anemi (Kansızlık)
  • Mensturasyon, gebelik, menapoz.
  • Otoimmün hastalıklar
  • Kanser
  • İlaçlar
  • Psikolojik durum (anksiyete, psikoz)
  • Ameliyat
  • Beslenme alışkanlıkları (diyet, vejearyen olma)

Saç dökülmesinin süresi, lokalizasyonu, saçlarda incelme olup olmadığı, vücut kıllarında dökülme varlığı, kaşıntı, yanma gibi semptomların olup olmadığı ve kullandığı saç bakım ürünleri bu sebepler yanı sıra kontrol edilmesi gereken faktörlerdir.

Saç Dökülmelerinde Dermatoloji Yaklaşımı:

  • Dökülme sebepleri hakkında hastanın vereceği bilgiler; hastanın hikayesi
  • Klinik Muayene
  • Laboratuvar Tetkikleri
  • Biyopsi (Kıl gelişim veya kıl kaybını değerlendirme yöntemleri invaziv, semi invaziv ve non invaziv metotlar şeklinde 3 gruba ayrılabilir)

ANDROGENETİK ALOPESİ (ERKEK TİPİ SAÇ DÖKÜLMESİ

Androgenetik alopesi; genetik yatkınlığı olan kişilerde androjenlerin etkisi ile ortaya çıkan, kadın ve erkeklerde görülebilen ve saç kaybı ile seyreden bir hastalıktır. Sıklığı ilerleyen yaşla birlikte artar, ancak başlangıç yaşı ve ilerleme oranı değişkendir.

Androgenetik alopesi ERKEKLERDE alın ve tepedeki saç tellerinde incelme, yavaş uzama, bu saç telleri hafifçe çekildiğinde kolayca ele gelmesi ve saçların kolayca dökülmesi şeklinde başlar. Saçlı deride alın çizgisinin geri çekilmesine ve tepe açılmasına yol açacak bir görüntüyle devam eder. Sonraki dönemlerde bu saç telleri karakterini kaybedip daha açık renkli ve uzamayan ince tüylere döner. Sonuçta da saç derisi parlak ve saçsız bir şekil alır, kellik ortaya çıkar.

İlk olarak Hamilton 1951 yılında New York’ta yaşayan 312 beyaz erkek ile 214 beyaz kadını incelemiştir. İncelemenin sonunda hastalığın şiddetine göre 8 tip tariflemiş ve bu sınıflara ait insidanslar vermiş, Ardından 1972 yılında Ebling ve Rook, Hamilton sınıflanmasını modifiye etmiş ve beş gruba ayırmıştır. Son olarak Norwood, 1000 hasta üzerinde yaptığı çalışmalarla Hamilton sınıflamasına son halini vermiştir.*DOI: 10.4274/turkderm.48.s8

Androgenetik alopesi KADINLARDA; Üç değişik saç dökülmesi paterni izlenebilir:

1. Tepe bölgesinin diffüz incelenmesi, frontal saç çizgisinin korunması (Ludwig tipi). Dökülmenin şiddetine göre Ludwig 1,2,3 olarak derecelendirilmektedir 

2. Frontal orta çizginin geri çekilmesi ve saçlı derininin santral parçasının diffüz saç dökülmesi olmadan genişlemesi Olsen tarafından tanımlanmış ve “ çam ağacı paterni” olarak adlandırılmıştır.

3. Bitemporal geri çekilme ile birlikte incelmedir. Erkek tipi (Hamilton tipi) saç dökülmesi ile aynı dağılım paternine sahiptir. İncelme vertekste ve lateral-frontal bölgede daha belirgindir. 

Siğil Tedavisi

Siğiller Human papilloma virus (HPV) ile gelişen enfeksiyonlardır. Virus ilk olarak deriden kabarık, ağrısız bir kabarıklık şeklinde ortaya çıkar. Siğile direkt temas ya da siğile temas eden bir şey ile temas sonrası oluşur. Deride oluşan kesik ya da yaralanma gibi travmalar bulaşmayı kolaylaştırır.

Siğiller vücudumuzun farklı bölgelerinde yerleşerek farklı klinik şekillerde karşımıza gelebilir.

Verruka vulgaris:

Sık görülen olağan tip siğil • Sıklıkla parmaklarda, tırnak çevresinde ve el sırtında görülür. Hastada genellikle deride yaralanma ve sıklıkla tırnak yeme alışkanlığı vardır. Deri renginde, pürtüklü yüzeyli ve bazen üzerinde siyah noktalanmaların da görülebildiği deri kabarıklıkları şeklinde karşımıza çıkar.

Ayak siğilleri (plantar verrü)

Ayak tabında yerleşen siğiller bazen kümeli yerleşim gösterirken üzerinde siyah noktalanmalar da görülebilir. Siğiller bu bölgede kabarıklıklar oluşturmazlar, daha çok düz yüzeyli ve içe büyüme gösterir tarzda yerleşirler, nasırla karıştırılabilir. Hastada yürüme sırasında şiddetli ağrı oluşturabilir.

Düz siğiller (plan verrüler)

Her yerde görülebilmesine rağmen en sık yüzde yerleşir. Özellikler erkeklerde yüzde yerleşen siğiller tıraş nedeniyle hızla çevreye bulaşarak sayıları artar. Düz yüzeyli deriden hafif koyu renkte görülürler. Diğer bölgede görülen siğillere göre daha küçük yapıdadırlar.

Saplı siğiller (filiform verrü)

Sıklıkla yüzde; ağız ve göz çevresinde yerleşirler. Dar taban üzerinde ince gövdeli ipliksi uzantılar şeklinde görülür. Hızla büyüyebilirler.

 

 

 

Elektrokoterizasyon  (yakma tedavisi), kriyoterapi (dondurma tedavisi ) gibi yöntemler ortadan kaldırılabilir. Siğil tedavilerinde lazerler de kullanılmaktadır. Tedavi ortadan kaldırır ve virusa bağlı bulaştırıcılığı, yayılmayı azaltır. Tek seans yeterli olabileceği gibi, 2-3 seans uygulama gerekebilir. 

Genital Bölge Siğilleri

Dış cinsel organlarda bulunan siğillerde tanı, görünüme bakılarak yada patolojik inceleme ile konulur. Rahim ağzına yerleşen virus, rahim ağzı kanserine neden olması açısından önem taşır. Rahim ağzı kanserlerinin % 98’inin bu virüs ile ilişkili olduğu belirtilmektedir. Bazı tipleri ise anus kanserine yol açabilmektedir. Genital siğiller, HPV virüsü enfeksiyonu hem kadında hem de erkekte daha sıklıkla genital bölgede, makat etrafında ve nadiren de ağızda oluşur. HPV cinsel yolla bulaşan hastalık olup en sık görülenidir. Cinsel  bölgeyi enfekte eden HPV' ler temas yolu ile kolayca yayılırlar. HPV' nin bir kişiden diğerine bulaşması için mutlaka tam bir ilişki olması gerekmez. Bazen virüs yıllarca hiçbir bulgu vermeden vücutta kalabilir. Kuluçka süresi belirli değildir. Hastaların büyük bir kısmında 2-6 ay içinde belirti verir. Aktif genital lezyonların varlığında bulaşıcılık en yüksektir. Siğiller ortaya çıkıp tedavi edildikten sonra yeniden siğil çıkmadan geçen dönem ne kadar uzunsa bulaştırıcılık da o oranda azalmaktadır. 

Aşırı Terleme (Hiperhidroz) Nedir? ve Tedavisi Nasıldır?

 

Aşırı terleme olarak tanımlanan hiperhidroz, idiyopatik (primer) ve sekonder olarak iki grupta incelenebilir. Aşırı terleme; altta yatan bir sağlık durumuna bağlı olabilir veya belirgin bir nedeni yoktur.

  1. Primer hiperhidroz: “İdiopatik” “nedeni bilinmeyen” anlamına gelir. En sık görülen tipi diyopatik hiperhidroz, palmar( avuçiçi), plantar(ayak tabanı) veya aksiller( koltukaltı) alanlarda, sistemik hastalığın eşlik etmediği aşırı terleme türleridir.
  2. Sekonder hiperhidroz: Obezite, gut, menopoz, tümör, cıva zehirlenmesi, diabetes mellitus veya hipertiroidizm (aşırı aktif tiroid bezi) gibi temel sağlık koşullarından dolayı kişi çok fazla terleyebilir.

Hiperhidrozun belirtileri ve bulguları şunları içerebilir:

  • Avuç içlerinin terlemesi veya nemli olması
  • Ayak tabanlarının terlemesi veya nemli olması
  • Sık terleme
  • Giysileri ıslatacak kadar aşırı terleme
  • Hastalığın 25 yaşından önce başlamış olması
  • En az 6 aydır süregelme gibi…

Hastalara terleme şekilleri sorulur. Vücudun hangi bölümleri, hangi sıklıkta terleme olaylarının meydana geldiği ve uyku sırasında terleme olup olmadığı öğrenilir. Isı testleri uygulanabilir. Bazı kan tetkiklerinden sonra, diğer hastalık ihtimalleri ortadan kalktığında ;hiperhidroz üzerine eğilinebilir.

Hiperhidroz Tedavisinde;  botulinum toksin, uygulaması basit, etkili ve yan etkisi çok az bir yöntemdir. Özellikle koltukaltı aşırı terleme şikayetinde, ilk seçenek olarak değerlendirilebilir.

Terlemeyi kesmek amacıyla bazı hastanelerde, “ETS – Endoskopik Torakal Sempatektomi” yöntemiyle tedavi yapılır. Genel anestezi altında bir saat içinde aşırı terleme problemi ortadan kaldırılmaya çalışılır.

 

Akne Tedavisinde Bilinmesi Gerekenler

1. Sivilce tedavisinde, sivilcenin tipi ve şiddeti tespit edildikten sonra; aşamasına uygun tedavi planlanmalıdır.

2. Herhangi bir sivilce tedavisinde iyileşmeler, 2. ayda görülmeye başlar. Bu dönemde iyileşme beklentisi %30- 40 oranında olmalıdır.  Sivilce tedavisinde ilk 1-1.5 ay en zor dönemdir. Çünkü cilt başlangıçta ilaçlara olumsuz tepki verebilir. Ciltte kuruluk, pullanma, soyulma ve kızarıklık olabilir. Sivilceler ilk dönemde alevlenebilir ve  iltihaplı sivilcelerde artış görülebilir. Özellikle çok sayıda kapalı komedonu olan hastalarda ilk aylarda sivilce artışı kaçınılmazdır. Bilmeniz gereken, bunun geçici bir durum olduğudur. Bu dönemde şikayetler aşırı olursa, doktorunuzun önereceği yardımcı dermatokozmetik ürünler, komedon temizliği ve ilaçlar ile bu dönem rahatça atlatılabilir. Cilt genellikle 1.5-2 ayda tedaviye alışır ve iyileşmeler başlar. Tamamen düzelme, 4-8 ay arasında değişebilir.

3. Dermatoloğunuz, sürülerek kullanılan, ciltteki gözeneklerin  tıkanmasını engelleyen ve gözenekleri temizleyen, bakterileri azaltan ve iltihabı dindiren  A vitamini (retinoidler), antibiyotik, dezenfektan ve kurutucu maddeler içeren terkipler, krem, jel veya losyonlar önerebilir. Bu ürünler bazen ciltte soyulma, kuruluk, kızarıklık ve hassasiyet yaratabilir. Sivilce tedavisi sırasında ortaya çıkan bu tür deri tahrişleri geçicidir. Deride kalıcı leke ve izlere neden olmaz.

4. Ağız yoluyla kullanılan antibiyotikler orta dereceli ve şiddetli sivilcede kullanılırlar. Antibiyotikler kıl folikülündeki bakterileri azaltarak, kızarıklık ve iltihaplanmalarda azalmayı sağlarlar.

5. Dermatoloğunuz, siyah noktacıkları, beyaz yağ butonlarını ve iltihaplı keseciklerini özel aletlerle temizleyebilir. Eğer geniş kırmızı ve derin sivilceleriniz varsa, bunların içine kortizon injekte ederek, hemen iyileşmesini sağlayabilir. Sivilce tedavi etmek ve izlerini gidermek maksadıyla, tedavilerin yanı sıra meyve asitli ve salisilik asitli yüzeysel peelingler uygulayabilir. İltihaplı sivilceleri ve kırmızı izleri azaltmak maksadıyla lazer ve ışık tedavileri yapılabilir.

6. Sivilceler sıkılmamalı, elle teması engellenmeli; kopartılmamalıdır.Sivilceyi derinleştirerek daha fazla büyümesine ve iz bırakmasına neden olabilirsiniz. Sivilceyi alevlendirebileceği için, tahriş edici, ovalayıcı tarzda deri temizliğinden kaçınılmalıdır. Bu nedenle dermatoloğunuz hangi aşama cilt temizlik yapılması gerektiğini belirler ve bizzat uygulamada bulunur.

7. Yeni jenerasyon ürünler, cilt bakım uygulamaları ve peeling türevleri ile şiddeti yüksek seviyede olmayan aknelerden kurtulmanız için güzel yöntemlerdir.