Oxygeneo Teknolojisi ile Cilt Bakım

 

OxyGeneo TM Teknolojisi, doğal kaplıca sularının herkes tarafından bilinen yüksek iyileştirici gücünden ilham almaktadır. Kaplıca suları, deride oksijen içeriğinin artmasını tetiklemeye yardımcı yüksek karbon dioksit içerikleri ile bilinmektedirler.

OxyGeneo teknolojisi kaplıca sularının deri üzerindeki etkisini tekrarlayıcı niteliktedir, uygulamanın yapıldığı alanda dokuların oksijene doyması için gerekli doğal bir “doku yanıtını” tetikler, derinin kendini yenileyecek etken maddeleri optimal düzeyde absorbe etmesini kolaylaştırır.

OxyGeneo aynı zamanda

·         derinin en yüzeyel katmanlarını temizler ve

·         hafif biçimde mekanik olarak soyar.

·         Derinin bu yönde oksijenlenmesi ve soyulması yaşamsal enerjisini yenilemesine, parlaklığının yeniden ortaya çıkmasına, beslenmesine, dengelenmesine ve sağlıklı bir görünüme kavuşmasına aracı olur

OxyGeneo İçindeki Diğer Teknolojiler:

En genel tanımıyla radyofrekans uygulaması ısı enerjisinin deride belli bir derecede ve belli bir derinliğe aktarılması yoluyla yapılan termal bir uygulamadır. Bu uygulamanın en gelişmiş örneklerinden biri olan Tripollar Radyofrekans  uygulaması kolajen liflerin kasılması ile deride hızlı bir sıkılaşma sağlar. Bu sıkılaşma genellikle ilk uygulamadan hemen sonra hissedilebilen bir gelişmedir. Tekrarlayan seanslar sonrasında ise uzun dönemli bir etki olarak yeni kolajen liflerin oluşumu ve deri dokusunda daha sıkı, daha canlı bir görünüm hedeflenir.

Deri katmanlarını kontrollü biçimde ısıtarak kolajen lifleri gerginleştiren ve sıkılaştıran, cilde daha diri, dolgun, pürüzsüz bir görünüm veren Tripollar Radyofrekans uygulaması GeneO+ platformu tarafından etkili, güvenilir ve acısız biçimde yapılabilmektedir.  GeneO+ ile uygulanan radyofrekans yüz hatlarının şekillendirilmesine yardımcı olur, ağız ve göz çevresi gibi cilt yaşlanmasının sık görüldüğü alanlarda daha ilk uygulamada dahi fark edilen bir düzelme sağlar. Çevresel faktörler nedeniyle yıpranmış, tıkanmış, hafif akneli, renk tonu farklılıkları gözlenen, ince çizgi ve kırışıklıklar içeren bir cilt yapısı GeneO+ uygulamasından büyük ölçüde yarar görecektir. Ayrıca herhangi bir cilt sorunu olmasa da görsel açıdan ön plana çıkmanın önemli olduğu sosyal olaylar öncesinde (konser, gösteri, törenler vb..) yapılacak bir GeneO+ uygulaması kişiye kendisine tazelenmiş ve yenilenmiş hissettirecektir.

 

TriPollar® Teknolojisi

En genel tanımıyla radyofrekans uygulaması ısı enerjisinin deride belli bir derecede ve belli bir derinliğe aktarılması yoluyla yapılan termal bir uygulamadır. Bu uygulamanın en gelişmiş örneklerinden biri olan Tripollar Radyofrekans  uygulaması kolajen liflerin kasılması ile deride hızlı bir sıkılaşma sağlar. Bu sıkılaşma genellikle ilk uygulamadan hemen sonra hissedilebilen bir gelişmedir. Tekrarlayan seanslar sonrasında ise uzun dönemli bir etki olarak yeni kolajen liflerin oluşumu ve deri dokusunda daha sıkı, daha canlı bir görünüm hedeflenir.

Deri katmanlarını kontrollü biçimde ısıtarak kolajen lifleri gerginleştiren ve sıkılaştıran, cilde daha diri, dolgun, pürüzsüz bir görünüm veren Tripollar Radyofrekans uygulaması GeneO+ platformu tarafından etkili, güvenilir ve acısız biçimde yapılabilmektedir.  GeneO+ ile uygulanan radyofrekans yüz hatlarının şekillendirilmesine yardımcı olur, ağız ve göz çevresi gibi cilt yaşlanmasının sık görüldüğü alanlarda daha ilk uygulamada dahi fark edilen bir düzelme sağlar. Çevresel faktörler nedeniyle yıpranmış, tıkanmış, hafif akneli, renk tonu farklılıkları gözlenen, ince çizgi ve kırışıklıklar içeren bir cilt yapısı GeneO+ uygulamasından büyük ölçüde yarar görecektir. Ayrıca herhangi bir cilt sorunu olmasa da görsel açıdan ön plana çıkmanın önemli olduğu sosyal olaylar öncesinde (konser, gösteri, törenler vb..) yapılacak bir GeneO+ uygulaması kişiye kendisine tazelenmiş ve yenilenmiş hissettirecektir.

 

Ultrason Teknolojisi

Deriye aktarılan ses dalgaları etken maddelerin deriye kolay ve acısız biçimde nüfuz etmesini sağlar. Böylece cildin yapısına özel gereksinim duyulan etken madde bileşimleri kolay , acısız ve etkin biçimde deriye nüfuz edebilir.

 

Psoriasis (Sedef) Hastalığı

Sedef hastalığı, üstü gümüş rengi pullarla kaplı kırmızı lekelerle ortaya çıkan, nedeni bilinmeyen bir deri hastalığıdır. Sedefin klasik yarası deriden kabarık, pullu, daire veya oval şekilde kenarları keskin sınırlıdır. Pullanma gümüşi veya beyaz renktedir. Hastalığın nedeni bilinmediğinden tedavi, belirtilerin şiddetine göre planlanmaktadır.  Belirtilere yönelik tedavi, olguların çoğunda klinik iyileşme sağlar. Ayrıca hastalığın, hastanın yaşamı üzerindeki etkisini göz önünde bulundurmak tedavideki başarının bir parçasıdır.

Aşağıda  Dermatolog Prof. Dr. Şemsettin Karaca Psoriasis sunumunu bulabilirsiniz. TIKLAYIN

 

Rosacea /Gül Hastalığı

Rosacea; en sık burun ve yanaklar, ardından alın ve çene de görülen bir cilt hastalığıdır.

Bazen göz kapaklarında da görülür. Hastalık kızarıklık, sivilceler ve ileri aşamalarında, kalınlaşmış cilt ile karakterizedir. Yüz dışında rozasea görülme oranı yaklaşık olarak %2,2 olarak bildirilmiştir. Erkeklerde saçlı deri kel bölgelerinde, boyunda, göğüs ve karın bölgelerindede lezyonlar görülebilir. Açık tenli kadınlarda (özellikle menapoz döneminde) ve orta yaşlı-yaşlı erişkinlerde daha sık görülmektedir. Rosasea hastalığının %30-40 oranında genetik yatkınlığı belirtilmiştir.

Kişilerin genel görünümlerini de etkilediği için önemli psikolojik, sosyal ve mesleki sorunlara neden olabilmektedir.
Rosacea da sık sık kızarma, vasküler rosacea, inflamatuar rosacea, cilt, gözler ve burunda diğer bazı belirtiler görülmektedir.
Hastalığın erken aşamalarında alın, burun, yanaklar ve çene bölgesinde sık sık kızarıklıklar oluşur. Sıklıkla telenjiyektazilere de rastlanır. Vasküler rosacea denilen tipinde kalıcı kızarıklıklar oluşur. Yüz derisinin altındaki kan damarları genişlemiştir ve küçük kırmızı çizgiler halinde dışarıdan görülebilir. Buna telenjektiyazi denir.

Rozaseanın tipik özelliği derinin hassas olmasıdır; yanma, batma eşlik eder, kimyasal ve fiziksel ajanlarla deri kolaylıkla irrite olur. Alevlenmelere genellikle yüze krem veya kozmetik ürünler uygulandığında oluşan yanma hissi eşlik eder. Etkilenen bölgede hafif şişlik olabilir ve ciltte sıcaklık hissedilebilir.

İnflamatuar rosacea da ise cilt yine kızarıktır ve küçük pembe papuller (sınırları belirgin küçük kabartılar) ve püstüller (içerisi irinli kabartılar) oluşmuştur. Göz iltihabı veya hassasiyetin yanı sıra telenjektiyaziler de oluşabilir.
Bir başka Rozasea hastalığının tipi ise; en sık yağlı derisi olan erkeklerde görülür. Deri kalınlaşmıştır. Çene-alın-yanaklarda kızarıklık görülse de en çok burunda belirgindir. Erkeklerde lezyonlar yüzün ortasındayken, kadınlarda çeneye yerleşme eğilimindedir.

Rozasea Hastalığını Tetikleyen Faktörüler:

Rüzgar, sıcak-soğuk havalar, egzersiz, baharatlı yiyecekler, alkol, sıcak içecekler, fiziksel ya da psikolojik stres rozasea ataklarını ve eritemi arttırır. Hastalar, ilaç kullanımına dikkat etmeli, atakları tetikleyebilen niasin (vit B3) alımından ve yüzlerine topikal steroid sürmekten kaçınmalıdır. Rozasea hastalarında cilt bariyerinin fonksiyonu bozulduğundan cilt bakımı, için kullandıkları ürünler çok önemlidir. Hassas cilt özelliği taşıyan ürünler seçilmeli, abrazif ürünlerden kaçınılmalıdır.

Kök Hücre-SVF- Yağ Dokudan Cilt Gençliği

Yağ Dokudan Kök Hücre (SVF) Tedavisinin Cilt Gençleştirmede Etkisi

Kök hücre: kendini yenileyebilme yeteneğine sahip, doku ve organları oluşturan ana hücrelerdir. Cilt, kemik, kıkırdak,bağ dokusu, kas gibi özelleşmiş başka hücrelere farklılaşabilen, yenileyici, onarıcı, gençleştirici özelliklerdedir. Kök hücrelerin en zengin bulunduğu yerlerden biri cilt altı yağ dokusudur. Cilt altı yağ dokusundan lipoaspirasyon yöntemiyle alınan 100 ml'lik yağ dokusundan ortalama 3 ila10 milyon kök hücre elde edilebilir.

Cilt altı yağ dokusundan lipoaspirasyon yöntemiyle alınan yağların l boratuvarda özel işlemler geçirmesinden sonra elde edilen sıvıya: Stromal Vasküler Fraksiyon (SVF) denir. Kök hücre açısından zengin bir yağ dokusu sıvısıdır. SVF sıvısı çok yüksek sayıda ve canlı kök hücreler ile rejenatif - yenileştirici - onarıcı hücreler içerir. Kişinin kendi yağından SVF elde edilir ve aynı kişiye bu zengin içerik enjeksiyon yöntemiyle geri verilir.

Hangi amaçlar için kullanılır?

·         Cilt Gençleştirme

·         Boyun ve El üstü Gençleştirme

·         Sivilce izlerinin Tedavisinde

·         Yara İzlerinin ve Çatlakların tedavisinde

·         Saç Dökülmesi tedavisinde

Yağ Dokudan Kök Hücre Üretimi Hakkında Sık Sorulan Sorular

Sıvı üretimi için, kişiden 50-200cc kadar yağ dokusu alınmalıdır.
Lokal anestezi altında gerçekleştirilebilir. Steril şartların sağlanması önemlidir. Özel kanüller kullanılarak, karın-kalça gibi bir bölgeden lipoaspirasyon yöntemi ile yeterli miktarda yağ dokusu alınır.
Laboratuvar şartlarında bazı tıbbi işlemler sonrasında SVF elde edilir. Bu ayrıştırma işlemi sonrasında, yaklaşık 10cc kök hücreden zengin SVF elde edilir. Hemen hastaya uygulanabilir durumdadır.
Uygulanan kök hücre sıvısı, kişinin kendi yağından elde edildiği için; alerji, aşırı duyarlılık etkileri yaratmaz
Cilt gençleştirme için cilde enjeksiyon yöntemi ile uygulama yapılır. Uygulamadan sonraki 2 hafta içinde kök hücreler, ciltte onarma, canlandırma ve yenileme işlevini görürler. Uygulama sayısı tamamen ihtiyaca göre belirlenir.

Lazer Destekli İncelme

Kilo vermek son yılların en güncel konusu haline gelmiştir.  Vücudun şekillendirilmesi, fit bir görüntünün sağlanması için; sadece kilo vermenin yeterli olmadığı; sporla desteklenmesi yada teknolojinin sunduğu olanaklardan faydalanma gerekliliğini ortaya koymuştur. Bölgesel incelme destek ekipmanlarının teknolojik gelişmeleri çok hızlı olmaktadır. Cihazların teknolojik iyileştirmeleri, beklentileri de değiştirmektedir. Uygulamada kullanılan cihazlar CE belgelerine sahip olmalı; mümkünse FDA onaylarından geçmelidir. Bu yöntemler hakkında bilgi almak isteyen hastaların, sağlık durumları kontrol edilmeli, cihaz tercihi bu doğrultuda yapılmalıdır. Lazer destekli incelme yöntemlerinin avantaj ve dezavantajlarını klinik hekimleri ile görüşerek öğrenebilirsiniz.

Lazer destekli incelme teknolojileri ile, hiçbir kesme ya da liposuction olmadan, yağ hücrelerini yok etmeden sadece vücuttan atılabilecek formlara dönüştürülerek çalışılabilir.

Non invaziv; yani ameliyatsız bölgesel incelme ve selülit tedavisi imkanı sunan SmoothShapes Lazer teknolojisi Amerikan Dermatoloji Derneği tarafından yapılan araştırmalar sonucunda, varolan tüm tedavi yöntemleri arasında selüliti tedavi edebilen ve uzun süre kalıcılığını devam ettirebilen bir sistemdir. Photomology; olarak adı patentlenen bu sistemde; 4 ana prensip bulunmaktadır:Diode Lazer(915 nm)LED enerji(650nm)Negatif vakum etkisi ve masaj; komple bir vücut şekillendirme sistemidir. Lazer ve LED enerjinin vakum etkisi ile derinlemesine çalışmasını sağlar, masaj etkisi ile rahat bir uygulama olanağı verir.Uygulamanın yapıldığı bölgede kan dolaşımı artar, kolajen üretimi hızlanır ve yağ hücreleri sağlıklı formlarına kavuşarak; hastanın beklentilerini karşılar.

Eximia HR77; Seçici düşük seviye Lazer ile, hedeflenmiş lokal yağlanmada yağ hücreleri üzerinde biyolojik yapısına müdahale etmeden çalışır. Kombine sistemlerde; vücutta oksijenlenmenin artması, dolaşmanın iyileşmesi; yani lenf dolaşımın tetiklenmesi, sıkılaşma ve tatmin edici incelme sonuçları elde edilebilir. Vücut analizleri ile kişinin %yağ oranları beslenme kontrolünü gerektirebilir. Liposuction gibi cerrahi müdahaleler bazı kişiler için kaçınılmaz olabilir. Lazer Destekli incelme teknolojileri liposuction alternatifi değildir.

Selülit Mezoterapisi

Selülitin en etkin tedavilerinden birisi de mezoterapidir. Selülit mezoterapisi, orta deri tedavisi anlamındadır. Tedavinin amacı kan ve lenf dolaşımını düzenlemek, fazla yağların parçalanmasını sağlamak, böylece selülitli dokuyu ortadan kaldırmaktır. Soya lesitin ,kafein, karnitin, Nikotinamide ve Dioksolik Asit zenginleştirilip , selülite,nem tutmaya, ve bölgesel yağlanmaya karşı kullanılır.

Kullanım alanları:

-Lokal Yağlanma

-Selülit- Dolaşım bozukluğu

-Doku oksijenasyonu

-Cilt iyileştirme

Kullanım Bölgeleri:

-Gıdı

-Göbek

-Kollar

-Baldır

-Kalça

Uygulama protokolü:

15 günde bir düzeltilmesi istenen bölgede deri içerisine yapılarak tedavi sağlanır, % 80 lere varan olumlu sonuçlarla bölgesel yağların giderilmesine destek olacaktır. Ortalama 4-6 seans uygulanır.

Selülit tedavilerinde, selülitin derecesi, cildin esnekliği, kılcal damar/varis problemleri tedavi şeklini değiştirir. Hangi uygulamanın yapılacağı; talep eden hastanın sağlık durumu kontrol edilerek ve bazen diğer destek tedavi cihazları kullanılarak belirlenir. Hekimlerimiz sizi bu konuda önbilgilendirmede detaylı olarak yanıtlayacaklardır.

Radyofrekans Uygulamaları

Hipodermisin ısınmasını sağlayarak, ciltte değişimleri oluşturan dalgalardır. Radyo dalgaları vücuttaki su molekülleri ile iyonlarını (sodyum-potasyum-kalsiyum-magnezyum) harekete geçirir. Bunların hareketlenmesine bağlı olarak enerji açığa çıkar ve bölge ısınır. Bu durumda, oksijen ve besleyici maddelerin kan damarlarından hücre içine geçişi hızlı bir şeklide sağlanmaktadır. Dermis üzerindeki etkisini arttırmak için kullanılan kombine sistemler sonucun daha kısa sürede ortaya çıkmasını sağlar. Homojen ısınmanın sağlanması; yağ yakımını da hızlandıracaktır.

Isı kontrollü zayıflama sistemi olarak geçer. Selülitlere, bölgesel yağ birikimlerini (kalçalar, bacaklar, karın, bel bölgesi, kollar ve yüz sarkmalarını, kırışıklıkları, kollardaki gevşemeleri, Liposuction sonrası oluşan cilt dokusundaki düzensiz görünümü iyileştirir.

Radyofrekans ve Manyetik roller ile derin, keskin ve yeniden canlandıran etkiler bir arada kullanılır.  Radyofrekans’ın sıkılaştırma gücü birleştirilen yeni sistemde; hücrelerde oksijenlenme artışı, pürüzsüz görüntü ve toksinlerden arınmayı hedefler. Yüz veya Vücut için uygulama protokolleri kişiye göre hazırlanır. Kollejen artması, tonlama ve lifting etkisi ile radyofrekans teknolojisi etkili sonuçlar verebilir.

Radyofrekans sistemleri 6-12 seans uygulanabilir. Uygulama yapılacak bölgeye ve kişisel ihtiyaca göre seans sayısı belirlenmelidir. Doku altı ısının, olması gereken değere çıkması sağlanarak işlem yapıldığı için, uygulama süresi kişiye göre değişiklik gösterebilir. Seans süresi ortalama: 40-60 dk dır.

Radyofrekans sistemleri; tedavi edilmeyen ya da edilemeyen hastalıklar (Parkinson, ms, epilepsi, kanser-cilt kanseri vb.), hamilelik, kalp pili olanlar ve vücudunda büyük metal protez bulunanlara uygulanamaz.

Fraksiyonel Lazer İle Çatlak Tedavileri

 

Çatlaklar (stria) cilt ve cilt altı dokunun yırtılması yani bir çeşit izidir. Özellikle vücudun gelişme döneminde, ani kilo değişikliklerinde, ağır egzersizlerden veya gebeliklerden sonra ortaya çıkan karın, kol, bacak ve vücudun farklı yerlerinde olabilen, derinin iyileşirken kapatamadığı açıklıklar ve sedef renginde görüntü veren izlerdir. Özellikle kadınlarda doğum sonrası karın bölgesinde sık oluşur. Aniden ortaya çıkan ince beyaz çatlaklar ya da farkına varabileceğiniz kırmızıya dönük renkte başlayan çatlaklar sonrasında kalıcı görünüme sahip olurlar.

Çatlakların tedavisinde kullanılan yöntemlerin birçoğu beklenen iyi etkiyi göstermez.

Tedavi yöntemleri içinde; radyo frekansın alt dokuları ısıtma ve sıkılaştırma etkisi, iğneli radyo frekansın, yara oluşturma, ısıtma ve sıkılaştırma etkisi sıklıkla kullanılır. Son zamanlarda, fraksiyonel lazerlerin etkinliği, bu probleme sahip hastalar için daha fazla tercih edilir hale gelmiştir.  Fraksiyonel lazerler ısı etkisi ile kollajeni kısaltırlar, kısa sürede sıkılaşma etkisi yaratırlar. Daha sonra kollajen ve elastik lifleri artırarak cildi yenilerler. Böylece çatlak görünümünde hafifleme meydana gelir. Bu durum yara izlerinde de kullanılır. Fraksiyonel lazerler; 1400-1550 nm arasında ; erbium(2900nm) ya da karbondioksit(CO2) lazerler (10900nm) arasında çalışırlar. Bu derinlikler ve lazer farkları, hastanın iyileşme döneminde de farklı sonuçlar gösterir. iyileşme, lazer uygulanan bölgenin çevresindeki hasar görmemiş hücrelerin çoğalması, fibroblastların uyarılması ve sonuçta kollajen sentezinin tetiklenmesi ile olur. Cilt rengi ve çatlakların değişik yerleşimleri, derinlikleri tedavi planlarını değiştirebilir. Hastaların bireysel özellikleri dikkate alınarak planlama yapılması gerekir. Çok koyu cilt rengine sahip kişilerde, lazerin renk değişikliği yaratma ihtimali ya da leke olu?ma ihtimali bu planlamada dikkate alınmalıdır.

Fraksiyonel lazerle çatlak tedavisinde, ortalama 3-6 seans uygulama gerekir. Uygulamaların arasının yaklaşık 1-2 ay olması, cildin kendini yenilemesi ve iyileşme döneminin tamamlanması açısından önemlidir. Fraksiyonel lazer uygulandıktan sonra bazı solüsyonlar iyileşmeyi hızlandırabilir, görüntüyü iyileştirmede ayrıca etki gösterir. PRP ile kombine edilebilir. Her hastanın kendine özgü bir tedavi planı ve tedavi parametreleri bulunmaktadır.

Siğil Tedavisi

Siğiller Human papilloma virus (HPV) ile gelişen enfeksiyonlardır. Virus ilk olarak deriden kabarık, ağrısız bir kabarıklık şeklinde ortaya çıkar. Siğile direkt temas ya da siğile temas eden bir şey ile temas sonrası oluşur. Deride oluşan kesik ya da yaralanma gibi travmalar bulaşmayı kolaylaştırır.

Siğiller vücudumuzun farklı bölgelerinde yerleşerek farklı klinik şekillerde karşımıza gelebilir.

Verruka vulgaris:

Sık görülen olağan tip siğil • Sıklıkla parmaklarda, tırnak çevresinde ve el sırtında görülür. Hastada genellikle deride yaralanma ve sıklıkla tırnak yeme alışkanlığı vardır. Deri renginde, pürtüklü yüzeyli ve bazen üzerinde siyah noktalanmaların da görülebildiği deri kabarıklıkları şeklinde karşımıza çıkar.

Ayak siğilleri (plantar verrü)

Ayak tabında yerleşen siğiller bazen kümeli yerleşim gösterirken üzerinde siyah noktalanmalar da görülebilir. Siğiller bu bölgede kabarıklıklar oluşturmazlar, daha çok düz yüzeyli ve içe büyüme gösterir tarzda yerleşirler, nasırla karıştırılabilir. Hastada yürüme sırasında şiddetli ağrı oluşturabilir.

Düz siğiller (plan verrüler)

Her yerde görülebilmesine rağmen en sık yüzde yerleşir. Özellikler erkeklerde yüzde yerleşen siğiller tıraş nedeniyle hızla çevreye bulaşarak sayıları artar. Düz yüzeyli deriden hafif koyu renkte görülürler. Diğer bölgede görülen siğillere göre daha küçük yapıdadırlar.

Saplı siğiller (filiform verrü)

Sıklıkla yüzde; ağız ve göz çevresinde yerleşirler. Dar taban üzerinde ince gövdeli ipliksi uzantılar şeklinde görülür. Hızla büyüyebilirler.

 

 

 

Elektrokoterizasyon  (yakma tedavisi), kriyoterapi (dondurma tedavisi ) gibi yöntemler ortadan kaldırılabilir. Siğil tedavilerinde lazerler de kullanılmaktadır. Tedavi ortadan kaldırır ve virusa bağlı bulaştırıcılığı, yayılmayı azaltır. Tek seans yeterli olabileceği gibi, 2-3 seans uygulama gerekebilir. 

Genital Bölge Siğilleri

Dış cinsel organlarda bulunan siğillerde tanı, görünüme bakılarak yada patolojik inceleme ile konulur. Rahim ağzına yerleşen virus, rahim ağzı kanserine neden olması açısından önem taşır. Rahim ağzı kanserlerinin % 98’inin bu virüs ile ilişkili olduğu belirtilmektedir. Bazı tipleri ise anus kanserine yol açabilmektedir. Genital siğiller, HPV virüsü enfeksiyonu hem kadında hem de erkekte daha sıklıkla genital bölgede, makat etrafında ve nadiren de ağızda oluşur. HPV cinsel yolla bulaşan hastalık olup en sık görülenidir. Cinsel  bölgeyi enfekte eden HPV' ler temas yolu ile kolayca yayılırlar. HPV' nin bir kişiden diğerine bulaşması için mutlaka tam bir ilişki olması gerekmez. Bazen virüs yıllarca hiçbir bulgu vermeden vücutta kalabilir. Kuluçka süresi belirli değildir. Hastaların büyük bir kısmında 2-6 ay içinde belirti verir. Aktif genital lezyonların varlığında bulaşıcılık en yüksektir. Siğiller ortaya çıkıp tedavi edildikten sonra yeniden siğil çıkmadan geçen dönem ne kadar uzunsa bulaştırıcılık da o oranda azalmaktadır. 

Aşırı Terleme (Hiperhidroz) Nedir? ve Tedavisi Nasıldır?

 

Aşırı terleme olarak tanımlanan hiperhidroz, idiyopatik (primer) ve sekonder olarak iki grupta incelenebilir. Aşırı terleme; altta yatan bir sağlık durumuna bağlı olabilir veya belirgin bir nedeni yoktur.

  1. Primer hiperhidroz: “İdiopatik” “nedeni bilinmeyen” anlamına gelir. En sık görülen tipi diyopatik hiperhidroz, palmar( avuçiçi), plantar(ayak tabanı) veya aksiller( koltukaltı) alanlarda, sistemik hastalığın eşlik etmediği aşırı terleme türleridir.
  2. Sekonder hiperhidroz: Obezite, gut, menopoz, tümör, cıva zehirlenmesi, diabetes mellitus veya hipertiroidizm (aşırı aktif tiroid bezi) gibi temel sağlık koşullarından dolayı kişi çok fazla terleyebilir.

Hiperhidrozun belirtileri ve bulguları şunları içerebilir:

  • Avuç içlerinin terlemesi veya nemli olması
  • Ayak tabanlarının terlemesi veya nemli olması
  • Sık terleme
  • Giysileri ıslatacak kadar aşırı terleme
  • Hastalığın 25 yaşından önce başlamış olması
  • En az 6 aydır süregelme gibi…

Hastalara terleme şekilleri sorulur. Vücudun hangi bölümleri, hangi sıklıkta terleme olaylarının meydana geldiği ve uyku sırasında terleme olup olmadığı öğrenilir. Isı testleri uygulanabilir. Bazı kan tetkiklerinden sonra, diğer hastalık ihtimalleri ortadan kalktığında ;hiperhidroz üzerine eğilinebilir.

Hiperhidroz Tedavisinde;  botulinum toksin, uygulaması basit, etkili ve yan etkisi çok az bir yöntemdir. Özellikle koltukaltı aşırı terleme şikayetinde, ilk seçenek olarak değerlendirilebilir.

Terlemeyi kesmek amacıyla bazı hastanelerde, “ETS – Endoskopik Torakal Sempatektomi” yöntemiyle tedavi yapılır. Genel anestezi altında bir saat içinde aşırı terleme problemi ortadan kaldırılmaya çalışılır.