Oxygeneo Teknolojisi ile Cilt Bakım

 

OxyGeneo TM Teknolojisi, doğal kaplıca sularının herkes tarafından bilinen yüksek iyileştirici gücünden ilham almaktadır. Kaplıca suları, deride oksijen içeriğinin artmasını tetiklemeye yardımcı yüksek karbon dioksit içerikleri ile bilinmektedirler.

OxyGeneo teknolojisi kaplıca sularının deri üzerindeki etkisini tekrarlayıcı niteliktedir, uygulamanın yapıldığı alanda dokuların oksijene doyması için gerekli doğal bir “doku yanıtını” tetikler, derinin kendini yenileyecek etken maddeleri optimal düzeyde absorbe etmesini kolaylaştırır.

OxyGeneo aynı zamanda

·         derinin en yüzeyel katmanlarını temizler ve

·         hafif biçimde mekanik olarak soyar.

·         Derinin bu yönde oksijenlenmesi ve soyulması yaşamsal enerjisini yenilemesine, parlaklığının yeniden ortaya çıkmasına, beslenmesine, dengelenmesine ve sağlıklı bir görünüme kavuşmasına aracı olur

OxyGeneo İçindeki Diğer Teknolojiler:

En genel tanımıyla radyofrekans uygulaması ısı enerjisinin deride belli bir derecede ve belli bir derinliğe aktarılması yoluyla yapılan termal bir uygulamadır. Bu uygulamanın en gelişmiş örneklerinden biri olan Tripollar Radyofrekans  uygulaması kolajen liflerin kasılması ile deride hızlı bir sıkılaşma sağlar. Bu sıkılaşma genellikle ilk uygulamadan hemen sonra hissedilebilen bir gelişmedir. Tekrarlayan seanslar sonrasında ise uzun dönemli bir etki olarak yeni kolajen liflerin oluşumu ve deri dokusunda daha sıkı, daha canlı bir görünüm hedeflenir.

Deri katmanlarını kontrollü biçimde ısıtarak kolajen lifleri gerginleştiren ve sıkılaştıran, cilde daha diri, dolgun, pürüzsüz bir görünüm veren Tripollar Radyofrekans uygulaması GeneO+ platformu tarafından etkili, güvenilir ve acısız biçimde yapılabilmektedir.  GeneO+ ile uygulanan radyofrekans yüz hatlarının şekillendirilmesine yardımcı olur, ağız ve göz çevresi gibi cilt yaşlanmasının sık görüldüğü alanlarda daha ilk uygulamada dahi fark edilen bir düzelme sağlar. Çevresel faktörler nedeniyle yıpranmış, tıkanmış, hafif akneli, renk tonu farklılıkları gözlenen, ince çizgi ve kırışıklıklar içeren bir cilt yapısı GeneO+ uygulamasından büyük ölçüde yarar görecektir. Ayrıca herhangi bir cilt sorunu olmasa da görsel açıdan ön plana çıkmanın önemli olduğu sosyal olaylar öncesinde (konser, gösteri, törenler vb..) yapılacak bir GeneO+ uygulaması kişiye kendisine tazelenmiş ve yenilenmiş hissettirecektir.

 

TriPollar® Teknolojisi

En genel tanımıyla radyofrekans uygulaması ısı enerjisinin deride belli bir derecede ve belli bir derinliğe aktarılması yoluyla yapılan termal bir uygulamadır. Bu uygulamanın en gelişmiş örneklerinden biri olan Tripollar Radyofrekans  uygulaması kolajen liflerin kasılması ile deride hızlı bir sıkılaşma sağlar. Bu sıkılaşma genellikle ilk uygulamadan hemen sonra hissedilebilen bir gelişmedir. Tekrarlayan seanslar sonrasında ise uzun dönemli bir etki olarak yeni kolajen liflerin oluşumu ve deri dokusunda daha sıkı, daha canlı bir görünüm hedeflenir.

Deri katmanlarını kontrollü biçimde ısıtarak kolajen lifleri gerginleştiren ve sıkılaştıran, cilde daha diri, dolgun, pürüzsüz bir görünüm veren Tripollar Radyofrekans uygulaması GeneO+ platformu tarafından etkili, güvenilir ve acısız biçimde yapılabilmektedir.  GeneO+ ile uygulanan radyofrekans yüz hatlarının şekillendirilmesine yardımcı olur, ağız ve göz çevresi gibi cilt yaşlanmasının sık görüldüğü alanlarda daha ilk uygulamada dahi fark edilen bir düzelme sağlar. Çevresel faktörler nedeniyle yıpranmış, tıkanmış, hafif akneli, renk tonu farklılıkları gözlenen, ince çizgi ve kırışıklıklar içeren bir cilt yapısı GeneO+ uygulamasından büyük ölçüde yarar görecektir. Ayrıca herhangi bir cilt sorunu olmasa da görsel açıdan ön plana çıkmanın önemli olduğu sosyal olaylar öncesinde (konser, gösteri, törenler vb..) yapılacak bir GeneO+ uygulaması kişiye kendisine tazelenmiş ve yenilenmiş hissettirecektir.

 

Ultrason Teknolojisi

Deriye aktarılan ses dalgaları etken maddelerin deriye kolay ve acısız biçimde nüfuz etmesini sağlar. Böylece cildin yapısına özel gereksinim duyulan etken madde bileşimleri kolay , acısız ve etkin biçimde deriye nüfuz edebilir.

 

Psoriasis (Sedef) Hastalığı

Sedef hastalığı, üstü gümüş rengi pullarla kaplı kırmızı lekelerle ortaya çıkan, nedeni bilinmeyen bir deri hastalığıdır. Sedefin klasik yarası deriden kabarık, pullu, daire veya oval şekilde kenarları keskin sınırlıdır. Pullanma gümüşi veya beyaz renktedir. Hastalığın nedeni bilinmediğinden tedavi, belirtilerin şiddetine göre planlanmaktadır.  Belirtilere yönelik tedavi, olguların çoğunda klinik iyileşme sağlar. Ayrıca hastalığın, hastanın yaşamı üzerindeki etkisini göz önünde bulundurmak tedavideki başarının bir parçasıdır.

Aşağıda  Dermatolog Prof. Dr. Şemsettin Karaca Psoriasis sunumunu bulabilirsiniz. TIKLAYIN

 

Çil (Efelid) Tedavisi

Çiller,küçük(1-3mmçaplı),daha çok yüze yerleşen ve ultraviyole etkisiyle( güneş ışığı maruziyeti) koyulaşan pigmente kahve renkli noktasal lekelerdir. Sarışın, kızıl saçlı ve beyaz tenlilerde daha sık rastlanır. Kalıtsal özellik taşıdığı da düşünülmektedir.

Çillerin,  2-3 yaşından sonra ortaya çıkıp ergenlik döneminde belirginleşmesi ve bazı kişilerde yaş ilerledikçe kaybolması mümkündür. Vücudun her yerinde olsa da; sıklıkla yüz ve kol ve omuz bölgelerinde görülür. Mukoza bölgelerde bulunmazlar. Kış aylarında renkleri açılır, yaz aylarında koyulaşır. Rengi hiçbir zaman lentigo veya melanositik benler kadar koyulaşmaz.

Çiller, güneş ışığı altında koyulaştığı için, yaz döneminde yüksek UV korumalı güneş kremleri mutlaka kullanılmalıdır. Kozmetik açıdan kişiyi rahatsız ettiği durumlarda tedavi edilebilir.

  • IPL lazerler
  • Q Switch Lazer
  • Kimyasal peelingler
  • Kriyoterapi

gibi yöntemlerle, çil(efelid) tedavi edilebilir. IPL tedavileri, diğer yöntemlere göre daha iyi sonuçlar vermektedir. Pigmentasyon tedavileri çeşitleri içinde “IPLbaşlığına bakabilirsiniz.

 

Madalyon Hastalığı( Pityriasis Rosea)

Pitiriyazis roze( Madalyon Hastalığı- Pityriasis Rosea), sık görülen ve kırmızı kahve renkli üzeri kepekli döküntülere neden olabilen bir deri hastalığıdır. Genellikle çocuk ve genç erişkinleri etkileyen, akut, kendini sınırlayan inflamatuar bir hastalıktır. PR’nin tipik klinik özellikleri; deride ‘madalyon’ adı verilen, 2-6 cm çapında öncü bir plağın ortaya çıkması ve daha sonra da genellikle gövde de sırt, karın veya kalçada döküntülerin gelişmesidir. Hastaların %25’inde değişen derecelerde kaşıntı bulunur. Yılın daha çok ilkbahar ve sonbahar aylarında, sıklıkla 20-29 yaşları arasında ortaya çıkar ve cinsiyet ayrımı gözetmez.

Hastalığın ilk aşamasında deride herhangi bir belirti olmadan önce baş ağrısı, hafif ateş, iştahsızlık, burun akıntısı ve boğaz ağrısı gibi üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri görülebilir. Madalyon, haberci yama veya anne yama görüntüsü çıkmasından sonra, hastalık ilerlemeye devam eder ve madalyondan daha küçük lezyonlar çıkmaya başlar.

Madalyon Hastalığının Teşhisi için, Klinik görünüm ve muayene, tanı koymak için yeterli olabilir. Bazı atipik formlarda diğer hastalıkları da ayırt etmek için biyopsi almak ve bazı kan testleri istemek gerekebilir.

Pityriasis Rosea, kendini sınırlayan bir hastalık olduğu için her zaman tedavi gerektirmez. Kaşıntıya yönelik antihistaminik ilaçlar kullandırılabilir. Kortizon içeren kremler, ağız yoluyla antibiyotikler tedavi içinde Hekim tarafından verilebilir.

Genital Siğiller

Ülkemizde ve elbette batı dünyasında cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların sayısı giderek
artmaktadır. Dünyada her yıl 20 milyon insan bu enfeksiyonlara maruz kalarak hem tedavi ve
komplikasyonlarıyla mücadele etmek hem de bu süre zarfında yeni bulaş kaynağı olmaktadırlar. Bu
hastalıklar arasında insan papilloma virüsünün neden olduğu genital siğiller 18-28 yaşlarındaki genç
kişilerde en sık görünenidir. Cinsel aktivitenin ilk 10 yılında %25 inde görülürken yaşam boyu bu risk
%80lere ulaşabilir. Kondilom olarak ta bilinen bu enfeksiyonun etkeni olan virüs tiplerinin sayısı
150 yi aşkın olmasına rağmen genital siğiller gibi iyi huylu oluşumların %90ını tip 6 ve 11 neden olur.
Kansere neden olan tipler çok nadirdir.

Bu virüsler çok kolay ve hızlı bulaşmalarının yanı sıra tedavileri zaman alıcı ve zahmetlidir.
Tedavi edilmediklerinde bir kısmı geriler, bir kısmı öylece kalır, bir kısmı ise büyümeye ve yayılmaya
devam eder. Ancak unutulmamalıdır ki her zaman bulaşıcılığı devam edebilir. Bulaşma için risk
faktörleri çoklu partner, sigara kullanımı, korunmasız cinsel yaşam, ve daha önce cinsel yolla bulaşan
hastalık varlığıdır. Genital siğil varlığı, kişide damgalanma ve utanç, kirlilik ve tiksinti hissi oluşturması
nedeniyle psikolojik etkileri, medikal etkilerden çok daha önemlidir. Özellikle ülkemizde sosyal ve
kültürel yaşam tarzımız bu hastalığı var olan bireylerin tedaviye yönelimini güçleştirmektedir. Bu hem
tedaviyle iyileşecek enfeksiyonun yaygınlaşmasına neden olmakta hem de tedaviyi güçleştirmektedir.

Bu hastalıkta tedavi yaklaşımları farklılık gösterir. Bir kısım tedaviler, siğillerin cerrahi,
dondurarak, yakarak veya kimyasallarla temizlenmesini sağlar iken bir kısım tedaviler de vücudun
bağışıklık sisteminin desteklenmesi yoluyla yapılan tedavilerdir. Hangi tedavi tercih edilirse edilsin,
önemli olan hızlıca tedavi yoluna gidilmesi böylece hem kişinin kendisini, hem de partnerini koruma
altına alması en önemli noktadır. Bu virüslere karşı hem rahim ağzı kanserini hem de genital siğilleri
önleyen iki türlü aşı piyasada kullanımdadır. Bu virüsle ilgili en önemli konu da, erkeklerde ağız,
yutak ve penil kanserlere, kadınlarda görülen en sık 2. kanser olan serviks (rahim ağzı) kanserine de
neden olmasıdır. Bu nedenle risk altında olan 30 yaşını aşkın kadınların mutlaka belli aralıklarla
jinekolojik muayene yaptırmalı önerilir.

Özetle; genital siğiller cinsel temasla en kolay bulaşan, nadirde olsa erkek ve kadında kansere neden
olabilen, tedavisi ve aşısı var olan önlenebilen viral bir hastalıktır. Şüpheli temas veya lezyon
varlığında gecikmeden ilgili hekime başvurulması istenmeyen sonuçların gelişimini önlemek açısından tavsiye edilir. 

Prof. Dr. Şemsettin Karaca

 

Rosacea /Gül Hastalığı

Rosacea; en sık burun ve yanaklar, ardından alın ve çene de görülen bir cilt hastalığıdır.

Bazen göz kapaklarında da görülür. Hastalık kızarıklık, sivilceler ve ileri aşamalarında, kalınlaşmış cilt ile karakterizedir. Yüz dışında rozasea görülme oranı yaklaşık olarak %2,2 olarak bildirilmiştir. Erkeklerde saçlı deri kel bölgelerinde, boyunda, göğüs ve karın bölgelerindede lezyonlar görülebilir. Açık tenli kadınlarda (özellikle menapoz döneminde) ve orta yaşlı-yaşlı erişkinlerde daha sık görülmektedir. Rosasea hastalığının %30-40 oranında genetik yatkınlığı belirtilmiştir.

Kişilerin genel görünümlerini de etkilediği için önemli psikolojik, sosyal ve mesleki sorunlara neden olabilmektedir.
Rosacea da sık sık kızarma, vasküler rosacea, inflamatuar rosacea, cilt, gözler ve burunda diğer bazı belirtiler görülmektedir.
Hastalığın erken aşamalarında alın, burun, yanaklar ve çene bölgesinde sık sık kızarıklıklar oluşur. Sıklıkla telenjiyektazilere de rastlanır. Vasküler rosacea denilen tipinde kalıcı kızarıklıklar oluşur. Yüz derisinin altındaki kan damarları genişlemiştir ve küçük kırmızı çizgiler halinde dışarıdan görülebilir. Buna telenjektiyazi denir.

Rozaseanın tipik özelliği derinin hassas olmasıdır; yanma, batma eşlik eder, kimyasal ve fiziksel ajanlarla deri kolaylıkla irrite olur. Alevlenmelere genellikle yüze krem veya kozmetik ürünler uygulandığında oluşan yanma hissi eşlik eder. Etkilenen bölgede hafif şişlik olabilir ve ciltte sıcaklık hissedilebilir.

İnflamatuar rosacea da ise cilt yine kızarıktır ve küçük pembe papuller (sınırları belirgin küçük kabartılar) ve püstüller (içerisi irinli kabartılar) oluşmuştur. Göz iltihabı veya hassasiyetin yanı sıra telenjektiyaziler de oluşabilir.
Bir başka Rozasea hastalığının tipi ise; en sık yağlı derisi olan erkeklerde görülür. Deri kalınlaşmıştır. Çene-alın-yanaklarda kızarıklık görülse de en çok burunda belirgindir. Erkeklerde lezyonlar yüzün ortasındayken, kadınlarda çeneye yerleşme eğilimindedir.

Rozasea Hastalığını Tetikleyen Faktörüler:

Rüzgar, sıcak-soğuk havalar, egzersiz, baharatlı yiyecekler, alkol, sıcak içecekler, fiziksel ya da psikolojik stres rozasea ataklarını ve eritemi arttırır. Hastalar, ilaç kullanımına dikkat etmeli, atakları tetikleyebilen niasin (vit B3) alımından ve yüzlerine topikal steroid sürmekten kaçınmalıdır. Rozasea hastalarında cilt bariyerinin fonksiyonu bozulduğundan cilt bakımı, için kullandıkları ürünler çok önemlidir. Hassas cilt özelliği taşıyan ürünler seçilmeli, abrazif ürünlerden kaçınılmalıdır.

Kök Hücre-SVF- Yağ Dokudan Cilt Gençliği

Yağ Dokudan Kök Hücre (SVF) Tedavisinin Cilt Gençleştirmede Etkisi

Kök hücre: kendini yenileyebilme yeteneğine sahip, doku ve organları oluşturan ana hücrelerdir. Cilt, kemik, kıkırdak,bağ dokusu, kas gibi özelleşmiş başka hücrelere farklılaşabilen, yenileyici, onarıcı, gençleştirici özelliklerdedir. Kök hücrelerin en zengin bulunduğu yerlerden biri cilt altı yağ dokusudur. Cilt altı yağ dokusundan lipoaspirasyon yöntemiyle alınan 100 ml'lik yağ dokusundan ortalama 3 ila10 milyon kök hücre elde edilebilir.

Cilt altı yağ dokusundan lipoaspirasyon yöntemiyle alınan yağların l boratuvarda özel işlemler geçirmesinden sonra elde edilen sıvıya: Stromal Vasküler Fraksiyon (SVF) denir. Kök hücre açısından zengin bir yağ dokusu sıvısıdır. SVF sıvısı çok yüksek sayıda ve canlı kök hücreler ile rejenatif - yenileştirici - onarıcı hücreler içerir. Kişinin kendi yağından SVF elde edilir ve aynı kişiye bu zengin içerik enjeksiyon yöntemiyle geri verilir.

Hangi amaçlar için kullanılır?

·         Cilt Gençleştirme

·         Boyun ve El üstü Gençleştirme

·         Sivilce izlerinin Tedavisinde

·         Yara İzlerinin ve Çatlakların tedavisinde

·         Saç Dökülmesi tedavisinde

Yağ Dokudan Kök Hücre Üretimi Hakkında Sık Sorulan Sorular

Sıvı üretimi için, kişiden 50-200cc kadar yağ dokusu alınmalıdır.
Lokal anestezi altında gerçekleştirilebilir. Steril şartların sağlanması önemlidir. Özel kanüller kullanılarak, karın-kalça gibi bir bölgeden lipoaspirasyon yöntemi ile yeterli miktarda yağ dokusu alınır.
Laboratuvar şartlarında bazı tıbbi işlemler sonrasında SVF elde edilir. Bu ayrıştırma işlemi sonrasında, yaklaşık 10cc kök hücreden zengin SVF elde edilir. Hemen hastaya uygulanabilir durumdadır.
Uygulanan kök hücre sıvısı, kişinin kendi yağından elde edildiği için; alerji, aşırı duyarlılık etkileri yaratmaz
Cilt gençleştirme için cilde enjeksiyon yöntemi ile uygulama yapılır. Uygulamadan sonraki 2 hafta içinde kök hücreler, ciltte onarma, canlandırma ve yenileme işlevini görürler. Uygulama sayısı tamamen ihtiyaca göre belirlenir.

Lazer Destekli İncelme

Kilo vermek son yılların en güncel konusu haline gelmiştir.  Vücudun şekillendirilmesi, fit bir görüntünün sağlanması için; sadece kilo vermenin yeterli olmadığı; sporla desteklenmesi yada teknolojinin sunduğu olanaklardan faydalanma gerekliliğini ortaya koymuştur. Bölgesel incelme destek ekipmanlarının teknolojik gelişmeleri çok hızlı olmaktadır. Cihazların teknolojik iyileştirmeleri, beklentileri de değiştirmektedir. Uygulamada kullanılan cihazlar CE belgelerine sahip olmalı; mümkünse FDA onaylarından geçmelidir. Bu yöntemler hakkında bilgi almak isteyen hastaların, sağlık durumları kontrol edilmeli, cihaz tercihi bu doğrultuda yapılmalıdır. Lazer destekli incelme yöntemlerinin avantaj ve dezavantajlarını klinik hekimleri ile görüşerek öğrenebilirsiniz.

Lazer destekli incelme teknolojileri ile, hiçbir kesme ya da liposuction olmadan, yağ hücrelerini yok etmeden sadece vücuttan atılabilecek formlara dönüştürülerek çalışılabilir.

Non invaziv; yani ameliyatsız bölgesel incelme ve selülit tedavisi imkanı sunan SmoothShapes Lazer teknolojisi Amerikan Dermatoloji Derneği tarafından yapılan araştırmalar sonucunda, varolan tüm tedavi yöntemleri arasında selüliti tedavi edebilen ve uzun süre kalıcılığını devam ettirebilen bir sistemdir. Photomology; olarak adı patentlenen bu sistemde; 4 ana prensip bulunmaktadır:Diode Lazer(915 nm)LED enerji(650nm)Negatif vakum etkisi ve masaj; komple bir vücut şekillendirme sistemidir. Lazer ve LED enerjinin vakum etkisi ile derinlemesine çalışmasını sağlar, masaj etkisi ile rahat bir uygulama olanağı verir.Uygulamanın yapıldığı bölgede kan dolaşımı artar, kolajen üretimi hızlanır ve yağ hücreleri sağlıklı formlarına kavuşarak; hastanın beklentilerini karşılar.

Eximia HR77; Seçici düşük seviye Lazer ile, hedeflenmiş lokal yağlanmada yağ hücreleri üzerinde biyolojik yapısına müdahale etmeden çalışır. Kombine sistemlerde; vücutta oksijenlenmenin artması, dolaşmanın iyileşmesi; yani lenf dolaşımın tetiklenmesi, sıkılaşma ve tatmin edici incelme sonuçları elde edilebilir. Vücut analizleri ile kişinin %yağ oranları beslenme kontrolünü gerektirebilir. Liposuction gibi cerrahi müdahaleler bazı kişiler için kaçınılmaz olabilir. Lazer Destekli incelme teknolojileri liposuction alternatifi değildir.

Selülit Mezoterapisi

Selülitin en etkin tedavilerinden birisi de mezoterapidir. Selülit mezoterapisi, orta deri tedavisi anlamındadır. Tedavinin amacı kan ve lenf dolaşımını düzenlemek, fazla yağların parçalanmasını sağlamak, böylece selülitli dokuyu ortadan kaldırmaktır. Soya lesitin ,kafein, karnitin, Nikotinamide ve Dioksolik Asit zenginleştirilip , selülite,nem tutmaya, ve bölgesel yağlanmaya karşı kullanılır.

Kullanım alanları:

-Lokal Yağlanma

-Selülit- Dolaşım bozukluğu

-Doku oksijenasyonu

-Cilt iyileştirme

Kullanım Bölgeleri:

-Gıdı

-Göbek

-Kollar

-Baldır

-Kalça

Uygulama protokolü:

15 günde bir düzeltilmesi istenen bölgede deri içerisine yapılarak tedavi sağlanır, % 80 lere varan olumlu sonuçlarla bölgesel yağların giderilmesine destek olacaktır. Ortalama 4-6 seans uygulanır.

Selülit tedavilerinde, selülitin derecesi, cildin esnekliği, kılcal damar/varis problemleri tedavi şeklini değiştirir. Hangi uygulamanın yapılacağı; talep eden hastanın sağlık durumu kontrol edilerek ve bazen diğer destek tedavi cihazları kullanılarak belirlenir. Hekimlerimiz sizi bu konuda önbilgilendirmede detaylı olarak yanıtlayacaklardır.

Radyofrekans Uygulamaları

Hipodermisin ısınmasını sağlayarak, ciltte değişimleri oluşturan dalgalardır. Radyo dalgaları vücuttaki su molekülleri ile iyonlarını (sodyum-potasyum-kalsiyum-magnezyum) harekete geçirir. Bunların hareketlenmesine bağlı olarak enerji açığa çıkar ve bölge ısınır. Bu durumda, oksijen ve besleyici maddelerin kan damarlarından hücre içine geçişi hızlı bir şeklide sağlanmaktadır. Dermis üzerindeki etkisini arttırmak için kullanılan kombine sistemler sonucun daha kısa sürede ortaya çıkmasını sağlar. Homojen ısınmanın sağlanması; yağ yakımını da hızlandıracaktır.

Isı kontrollü zayıflama sistemi olarak geçer. Selülitlere, bölgesel yağ birikimlerini (kalçalar, bacaklar, karın, bel bölgesi, kollar ve yüz sarkmalarını, kırışıklıkları, kollardaki gevşemeleri, Liposuction sonrası oluşan cilt dokusundaki düzensiz görünümü iyileştirir.

Radyofrekans ve Manyetik roller ile derin, keskin ve yeniden canlandıran etkiler bir arada kullanılır.  Radyofrekans’ın sıkılaştırma gücü birleştirilen yeni sistemde; hücrelerde oksijenlenme artışı, pürüzsüz görüntü ve toksinlerden arınmayı hedefler. Yüz veya Vücut için uygulama protokolleri kişiye göre hazırlanır. Kollejen artması, tonlama ve lifting etkisi ile radyofrekans teknolojisi etkili sonuçlar verebilir.

Radyofrekans sistemleri 6-12 seans uygulanabilir. Uygulama yapılacak bölgeye ve kişisel ihtiyaca göre seans sayısı belirlenmelidir. Doku altı ısının, olması gereken değere çıkması sağlanarak işlem yapıldığı için, uygulama süresi kişiye göre değişiklik gösterebilir. Seans süresi ortalama: 40-60 dk dır.

Radyofrekans sistemleri; tedavi edilmeyen ya da edilemeyen hastalıklar (Parkinson, ms, epilepsi, kanser-cilt kanseri vb.), hamilelik, kalp pili olanlar ve vücudunda büyük metal protez bulunanlara uygulanamaz.